The OA Dizi Yorumu
Türü: Doğaüstü/Bilimkurgu
Sezon sayısı: 2
Toplam bölüm sayısı: 16(Her sezon 8 bölüm)

Çalışmaktan sıkıldığım boş bir anımda OA adlı bir diziyi keşfettim. Acaba uzaylılarla ilgili bir dizi mi diye düşündüm. 
Ama hiçbir şey düşündüğüm gibi olmadı.

Konusuna gelicek olursak, 20 yaşında kör bir kız(Prairie) yedi yıl sonra bulunur ama artık kör değildir, vücudunda yaralar vardır ve adının Prairie değil OA olduğunu söylemektedir . Bir yandan basın ve halk tarafından mucize olarak algılanırken FBI tarafından tehlikeli görülmektedir.

Dizinin açılış sekansları, oyunculuklar, karakter tasarımı ve gelişimi , senaryo, hikaye anlatımı ve sahne tasarımlarına tam anlamıyla bayıldım.

UYARI: Bu bölümden sonrası biraz spoiler içerir. Eğer dizinin detaylarını öğrenmek diziyi izlemenize engel olmayacaksa bu bölümü okuyabilirsiniz.

Dizinin açılış sekansları dark'ın açılışlarına benziyor ancak her bölümde açılış sekansları bölümün konusuna göre değişiyor.
Dizideki oyunculuklar ise çook güzel, hiçbir oyunculuk sırıtmıyor. Her oyuncu zaten özenle seçilmiş, baş kötü HAP hepimizin Harry Potter'dan tanıdığı Malfroy'un babası canlandırıyor.



Karakter tasarımları da çok iyi Prairie'in çocukluğunu, kazaya uğramadan önceki durumunu ve yaşadığı her sorunu nasıl çözüp OA ya dönüştüğünü flash back lerle görebiliyoruz. 1.sezon itibariyle HAP'in ölüm sonrasına kafayı takan bir bilim adamından,  çıkarları için ne kadar kötü şeyler yapabilen bir adama dönüşümüne tanıklık ediyoruz. Burada kötü adamın bir amacının olduğunu bilmek ,bilinçli bir izleyici olarak hoşuma gidiyor. Çünkü bana göre kötü adamların kötü şeyler yapması için bir motivasyonu olmalı amaçsız bir kötünün olduğu senaryo, kötü bir senaryodur. Ancak,  HAP'ın neden ölüm sonrası deneyimlerle ilgilendiği hakkında bir bilgim yok.  Ilerleyen bölümlerdea bu sorunun cevaplanacağına inanıyorum.

Hikaye anlatımı, bize kaçırılma anından öncesinden ziyade OA'nın bulunuşundan sonraki zamanda başlıyor. Aralarda flash back lerle sırasıyla OA nin çocukluğu, kaçırılması ve hapishaneden çıkması senaryoyu bizim gözümüzde heyecanlı bir hale getiriyor. Dizinin ölümden sonraki hayat tema'sıyla başlaması ve sonrasında paralel evren fikriyle temayı genişletmeleri senaryoyu zenginleştirmiş. Ve her bölümün sonunda sizde soru işaretleri bırakması sizi bir sonraki bölümü izlemeye teşvik ediyor.

2.sezonda ise 1.sezonu heyacanla bitmiş dizide gözümüz OA yi arıyoruz. Ama bunun yerine kaçırıldığını veya kayıp olduğunu düşündüğümüz bir kız'ı arayan detektifi izliyoruz. Hatta bu bölümde acaba ben farklı bir dizi mi izliyorum diye düşünüyorum taaki bölümün sonunda OA yi görene kadar.

Sahne tasarımında 1.sezonun en iyi bölümü OA nın çocukken Khatun ile buluştuğu sahnedir. Ama 2.sezon ise tam bir sahne tasarımı cümbüşü, kesinlikle sahne tasarımı dersinde bu örnekler gösterilmeli

OA bu kadar beğendiğim özelliklerine karşılık dizide benim ve OA hayranlarının beğenmediği tek şey kareografiydi. Dizide ne zaman kareografiyi izlesem yüzümde ufak bir gülümseme oluyordu. Dizi bittikten sonra OA hayranları kareografinin ne kadar tuhaf olduğundan bahsetmiş. Dizi yazarları ise şöyle açıklamış; "Eğer orta çağda suni teneffüs ve kalp masajı hareketini bir hastaya uygularsanız orta çağ insanları bunu tuhaf algılayacaktır. Dizideki kareografi hareketlerini tuhaf algılamanızın nedeni de bu hareketlerin anlamını henüz anlayamıyor olmamız.

Buradan da anlayabildiğimiz gibi kareografinin bir anlamı var ve ileriki sezonlarda bunları öğreneceğiz. Tabii 3.sezon yakın bir zamanda gelirse....

Not: Genelde dublaj sevmeyen birisi olarak ilk defa bir dizinin dublajından zevk aldım. Özellikle Rus aksanı çok başarılıydı.