SHENZHEN: ÇİN’İN SİLİKON VADİSİ.
Aslında Shenzhen’e Çin’in Silikon Vadisi demek biraz haksızlık olur. Bunun nedeni dünyanın farklı ülkelerin yeni bir Silikon Vadisi kurmak isteyip başarılı olamamamalarının nedeni ile aynı. Çünkü “Silikon Vadisi bir yer değil, bir zihniyettir.” Bir ruhtur. Ve her şehrin kendine has bir ruhu var. Shenzhen’in de öyle. Kendine özgü ve belki de bu başarı hikayesini yakalamasını sağlayan bu özgünlüğü. Donanım ve elektronik alanları üzerine odaklanmışlar. Silikon Vadisi’nden daha hızlı ilerliyor, Dünya’nın en büyük pazarına yakın. Burda bir donanım start-up’ı kurmak isterseniz elinizin altında bir sürü kaynak var. Hızlı prototip yapma olanağı, ucuz ve tecrübeli elektronik işçiliği, parça ve yedek parçaya anında ulaşabileceğiniz dünyanın en büyük elektronik pazarı Huaqianbei, uluslararası bir finans merkezi olan Hong Kong’a yakınlık… İşte bu bileşenlerin kombinasyonu, Shenzhen’in ismini yavaş yavaş duyuyor olmamızın nedenlerinden biri. Ve en önemlisi olarak da şunu eklemeliyim, Shenzhen’e bir hayal ile başarmak için gelen insanlar.


Yaklaşık 40 sene önce Shenzhen bir balıkçı kasabasıydı. Sonrada Çin’in ilk “özel ekonomik bölgesi “seçildi ve Shenzhen’in hikayesi böylelikle başlamış oldu. Uluslararası yatırım almaya başladı, sınıra yakınlığın ve ucuz işgücünün bir kombinasyonu sayesinde firmalar buraya akın etti. Öncelikle uluslararası teknoloji firmalarının ürünlerini yaptı, sonra tersine mühendislik ile yeni ürünler ve markalar geliştirmeye başladı. Dünyanın en büyük elektrikli araba üreticisi olan BYD, hepimizin duyduğu ve belki de kullandığı dünyanın en büyük drone üreticisi DJI, son zamanlarda gündemde olan Huawei ve daha nicesi…. Shenzhen şu an bir “dizayn ve inovasyon” kenti ve bu markalar dünya pazarını domine ediyor. 


BYD’nin başarısı batarya teknolojilerinde saklı. Diğer elektrikli araba üreticilerinin aksine kendi bataryalarını üretiyor, hemde aklınıza gelebilecek her ürün için ve bunlar hem daha ucuz hem de kullanım ömrü daha uzun. Shenzhen yönetimi, çevre kirliliğinin önüne geçmek için BYD’ye bir takım öncelikler ve teşvikler vermiş. Örneğin Shenzhen’deki bütün taksi araçları elektrikli ve bu arabaların markası da BYD. Yani birbirini besleyen ve birlikte büyüyen bir ilişki var burda. Shenzhen yönetimi çevre kirliliğini azaltıyor, BYD pazarda payını arttırıyor. Yerli araba yapmak için uğraştığımız ve uluslarası şirketlerin yeni araba fabrikalarını açmaları için “alım garantisi” verdiğimiz şu günlerde politika yapıcılarımıza bu örnek duyurulur….


DJI’ da drone’ları son tüketici için cazip hale getiren ilk firma ve başarısı burda saklı. Drone’ları kameralarla birleştirip fotoğrafçılık için mükemmel bir araç haline getiriyor ve bu sayede tüketicinin ilgisini kazanıyor. Hala çeşitli kamera araçları ve dronelar üretiyorlar.

Yani tek bir ürün ile kalmıyorlar, ürettikleri ürünü tamamlayacak, değer zincirindeki diğer ürünleri de üretiyorlar. Huawei’de aynı şekilde. Son kullanıcı içinde telefon ve bilgisayarlar üretiyor, bu telefonların ağa bağlanacağı 5G şebekelerini de üretiyor…


Yani burda anlatmak istediğim, eğer bizde bu alanda başarılı olmak istiyorsak ve bir inovasyon merkezi yaratmak istiyorsak, önem vermemiz gereken birkaç alan var.
1)Hedef sektörler seçmek.
2)Bu sektörlerde değer zincirinin her kısmına odaklanıp bütüncül bir yaklaşım oluşturmak.
2)Devlet desteği sağlamak.
3)İnsanları teşvik edip beyin göçünü sağlamak.

Söylemesi kolay, yapması zor ve uzun bir yolculuk…



Shenzhen’de ve Çin’de gözlemlediğim ve bahsetmek istediğim birkaç şey daha var. İlki ödeme yöntemlerinin devrimi. Shenzhen’ ve genel olarak Çin’de kredi kartı ve nakit kullanımı çok az. Çok az. Ödeme Alipay ve WeChatPay ile, QR kodları aracılığıyla mobil cihazlar üzerinden yapılıyor. Yani tam bir nakitsiz toplum. Türkiye’nin de bir nakitsiz toplum hedefi var ancak bu yönde atılan adımlar ne kadar yeterli bilemiyorum.

İkincisi de burda gerçekleşen ulaşım ve lojistik devrimi. Yine QR kodları aracılığıyla istediğiniz her sokakta bir bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Tesla Motors’un gelecekte bu modeli arabalar üzerinde kullanmak üzere çalışmaları olması ne kadar büyük olduğunu görmemiz için yeterli bence. Uber’ın Çin versiyonu olan ve Uber’ı Çin dışına süren Didi’de taksilerin yerini yavaş yavaş alıyor. Ülkemizde sadece taksici kavgalarıyla duyulan bu iş modeli aslında büyük bir istihdam sağlıyor. Arabası olan herkesin para kazanabileceği bir modelden bahsediyoruz. Sanırım ki işsizlik sorunu “taksici lobisinin” önüne geçtiğinde biz bu modeli yeniden ele almak zorunda kalacağız. Türkiye pazarı belki keni Uber ya da Didi’mizi kurmak için yeterince büyük değil ama ülkemizin çıkarlarını korumak için bu şirketlerin veri ve vergi politikalarına önem göstermelerini sağlamalıyız. Ve son olarak burda istediğiniz bir ürünün 10 dakikada size gelmesini sağlayan mükemmel bir lojistik şirketi daha var. Meituan. Buralarda sarı üniformaları içinde ordan oraya koşturan bir sürü Meituan için çalışan insanı görmek mümkün. Mesela yağmurlu bir havada şemsiyesiz kaldınız ve yine QR koduyla kiralayabileceğiniz bir şemsiye otomatından şemsiye almak istemiyorsunuz(Evet! Çin’de bunlar da var.), hemen Meituan uygulamasından şemsiyeyi alıyorsunuz ve sürücü scooterıyla size getiriyor. Bizim getir.com gibi ama daha az merkezi ve ürünleri sadece bir lojistik deposu yerine her yerden alabiliyorsunuz .


Uzun ve karmaşık bir yazı oldu ancak burada yaptığım birkaç gözlemi sizinle paylaşmak istedim. Elbette bir sürü konuda söylenecek bir sürü söz ve gözlem daha var ancak şimdilik bu kadar…
Aşka Teslim Olma; Git Söyle Ona

emirhanacar07
19 Kasım 2020
Neden Nişantaşı Üniversitesi?

kurtthasan
19 Kasım 2020