NEDİR YALNIZLIK?
SAKLI LABİRENT
Nedir yalnızlık? Bir tanımı mı vardır, yoksa öznel bin tanımı mı vardır? Benim yalnızlığım ile kalabalık bir caddede karşıdan gelen yabancının yalnızlığı aynı mıdır? Herkes bir yalnızlığa mı sahiptir? Yedi, sekiz yahut yetmiş seksen tane yalnızlığı tek bedende bulabilir miyiz? Yalnızlık iyi midir, kötü mü? Güzel midir, çirkin mi? Yoksa gri midir, ya da bir kara delik midir tüm renkleri sömüren? Peki, neresindedir bir tiyatro sahnesine dönmüş hayatların?
Bana sorarsanız şayet, bin tanımı vardır yalnızlığın. Kimisi yüreğine bakarak, kimisi bedenlerin yokluğuna bakarak, kimisi kayıp cümlelerine bakarak anlatır yalnızlığı. Aynı şekilde, her biri kendi içerisinde de farklılık gösterir, zira her yürekte yalnızlığın yeri ve boyutu farklıdır. Kimisinin yüreğine yük olan yalnızlık kimisinin yaşam suyu olur. Şöyle açıklayayım sizlere, yatağınızda uzanmış tavanınızı seyrederken muhtemelen gecenin kalabalık düşüncelerin arasından sonunda kaçmak istersiniz. Elinize bir silah verilse tereddüt etmeden katili olursunuz bu ağır ve dengesiz düşüncelerinizin. Dilencisi olursunuz yalnızlığınızın. Lakin problemli durumlarda, sorunların çözüm istediği, sınavların çözülmesi gerektiği anda boş zihniniz için ağzı dolusu küfürleri harcarsınız. Bu sefer de, sizi yalnızlığınıza terk etmiş düşüncelerin dilencisi olursunuz, çekinmeden. Hal böyle iken tabii ki her ruh, birden fazla yalnızlığa sahiptir, her yarınımızda başka bir yüzüyle tanışırız yalnızlığın ve inanıyorum ki ortalama bir ömürde en az elli türü tadılmıştır...
Sıraladığım onca cümle gibi, iyilik ve kötülük de görecelidir. Tartışmaya açık kavramlardır. Bu yüzden yalnızlık, iyi yahut kötü kalıplarına sığmaz. Keza güzel ve çirkin kalıplarına da sığmaz. Yalnızlık gridir. Karanlıktan arınmış, aydınlığı selamlamaktan korkan bir gridir yalnızlık. Siyahın yoğunluğunu almış omuzuna, beyazın hafifliği ile temizlenmiş yüzü. Hayat verirken, son nefesinizi çalar belki de sizden.
Yalnızlık, yaprakları solan bir ağacın dallarında, dalgalarını yitiren bir okyanusun derinlerindedir. Annesini kaybetmiş bir çocuğun boş avuçlarında, işini kaybetmiş bir adamın omuzlarında, dostunu toprağa gömen bir kadının sırtındadır yalnızlık. Sevdiğine veda eden sevgilinin yüreğindedir. Bir nefeste, bir gülüşte, bir çift gözdedir.
Sonsuz soruların karmakarışık yanıtları işte böyle devam eder. Bazıları sizleri tatmin etmiş olsa da inanıyorum ki bir/kaçı ile çeliştiniz. Belki de yaşamın sizlere acı tatlı öğrettiği dersler ile çoktan elediniz. Çünkü bunlar kafamın içerisinde bir dağ misali çöplüğe dönmüş buruşuk kâğıtlardan ibaret yanıtlardır. Bu sorular, aslında yazarınızda yanıtını bulacağınız sorular da değildir ne yazık ki. Sizi yerleştirdiğim -duvarları bu ucuz sorular olan labirentin içerisinde- elinize bir pusula vermeden, sizden istediğim sayfayı kapatıp sadece sorularıma odaklanmanız. Yanıt vermenizi istiyorum kendinize, dürüstçe.
Merak içerisindeyim buldunuz mu yolunuzu, kayıp mı oldunuz? Ne kuzey yıldızınız var, ne Güneşiniz, ne de Ay’ınız. Ne yeryüzü var ne de gökyüzü, boşluğun tam orta yerine konulmuş bu labirentin içerisinde haftalarımı, aylarımı belki de senelerimi harcadım. Parmaklarımı tükettikten sonra saymayı bıraktım. Günaşırı başa dönen bir kum saatinin içerisinden sıkışmış olacağım ki, ne zamanın farkındayım ne de çıkışı bulmuş durumdayım. Sorular soruları doğururken, her çıkışa vardığımda boyumdan büyük duvarlar doğarken karşımda elimden gelen aklımın gözyaşlarını yüreğimle silmek olmuştu. Ne yazık, ne yazık yüreğime ki daha kendi gözyaşlarını silemeden başkalarına yardım eder olmuştu.

Blue Birthday Dizi Analizi

solsticelol
05 Eylül 2021
Ücretsiz İngilizce Konuşmak?

nilsukucuk2
29 Ağustos 2021
Seni Yendim Stres !!

gulsahisik
08 Ağustos 2021