CİCERO YASALAR ÜZERİNE 
KİTAP İNCELEMESİ.
  Hasan Ali Yücel klasiklerinden olan ve Platon ' un kitaplarıyla benzerlik taşıyan diyalog tekniği ile yazılmış olan Yasalar Üzerine kitabımdan bahsedeceğim. Teknik bir şekilde incelemekten ziyade kitabın bende uyandırdığı düşünceleri , aklımdan çıkmayan kısımlarını anlatmayı planlıyorum. Öncelikle kitapta fazlaca Platon dan bahsedilmiş ve onun örnek alındığı , fikirlerinin pekiştirildiği vurgulanmış. Daha çok Yasalar isimli kitabına vurgu yapılmış olsa da ,muhtemelen henüz yasalar kitabını okumadığım için, bende Devlet adlı eserinden de çok fazla esinlenildiği hissi uyandırdı. Her ne kadar kitap bir yerlerden esinlenmiş ya da pekiştirme gibi görünen fikirlerden oluşmuş olsa da oldukça özgün ve duru bir anlatıma sahip. Okurken işlenen konulara aşına olmasanız da rahatlıkla anlatılmak isteneni kavrayabiliyorsunuz. Sadece Roma dönemine ait birkaç hukuk terimine hakim olmanız gerekiyor. Bahsedilen censor ,senator , magistratus ,... gibi terimlerin aslında neyi ifade ettiğine dair ufak da olsa hakimiyetinizin olması rahat anlaşılması açısından iyi olacaktır. Kitabın arka kısmında zaten bizlere tüm terimlerin anlamları verilmiş bakabiliriz. Gelelim kitap içerisinde geçenler hakkında konuşmaya..
               Kitabı açıp birkaç sayfa okuduktan sonra altını defalarca çizdiğim ve aklımdan çıkmayacak olan şu sözle karşılaştım : 'Yasanın doğası insanın doğasında aranmalıdır. İnsan tanrısal aklı paylaşan özel bir canlı türüdür ve insanlar adalette birleşerek bir araya gelir.' . Okuduktan sonra aklıma yıllar önce karşılaştığım bir abimin dediği ,adalet hava gibi su gibi gereklidir, sözü geldi. Her iki cümle de insan varsa , yaşam varsa adalet de yasalar da kendiliğinden doğar , doğmalı düşüncesini uyandırdı. Yasalar insanın ortak değerlerine ,özünden gelen iyiliklere uygun olarak düzenlenmeli ki herkesi kucaklayıcı , adaleti sağlar nitelikte olsun. O yüzden en temelinde erdemli olmaya dayanmalı ve iyileri gözetip kötüleri cezalandıracak bunu yaparken de hakkaniyete dayanacak yasalar hazırlanmalıdır. Yasalar hazırlanırken elbette ki en önemlisi yasa koyucuların ve halkın isteklerinin uyuşması , ayrıca devlet denen yapının adaleti her şeyin üstünde tutmaya el verişli olması gerekir. Devlet yönetenler ve yasa koyucular hakkaniyetten uzaklaşmış ve halk da bunu fark edemeyecek kadar körleşmişse başta bahsettiğimiz adaletten eser olmayacaktır. Kitapta bunun için : 'Cahil ve tecrübesiz insanlar iyileştirici ilaçlar yerine zehirli ilaçlar yazıyorsa , onlara gerçek hekim reçetesi denmez, halk nezdinde de halkın , zararlı olduğu halde kabul ettiği bir şeye yasa denmez.' diyerek bahsedilmiştir. Peki halk neden zararlı olduğu halde bir yasaya kabul eder ? İşte bu bana kalırsa kilit soru. Roma hukukunun uygulandığı dönemde halk yönetimde söz sahibi olabiliyordu. Yani hukuk da devlet de halk tarafından müdahale edilebilen bir yerde duruyordu(tabiki soylular ve sadece roma vatandaşı olanlar için.). Buradan da anlaşılabileceği gibi zaten devlet yönetenleri halkın birer yansımasıydı. Ya da tam tersi devlet nereye yöneliyorsa halk da oraya doğru gidiyordu. 'Ülkenin önde gelenleri nasılsa , ülkenin kendisi de öyledir ,liderlerde nasıl bir karakter değişikliği olursa , halkın başına da aynısı gelecektir.' cümlesi aslında yukarda bahsettiğim konuya noktayı koyuyor.
             Kitap hakkında genel bir bilgi sahibi olduğumuzda bile günümüze nasıl ışık tutar nitelikte olduğunu görebiliyoruz. Suçladığımız iktidarların zamanla halka olan etkisini ve işlerin nasıl çıkılmaz hale geldiğini anlamak çok da zor olmuyor. Tıpkı Roma döneminde olduğu gibi erdemli hukukçular her döneme bir ışık tutuyor diye düşünüyorum. Bu kitaptan aldığımız bilgiler de özellikle günümüzü anlamak ve doğru bir yasanın dayanması gereken noktaları tespit etmekte oldukça etkili olacaktır.
Keyifli okumalar :)
Merkezi Puan İle Yatay Geçiş İşlemi

dilarayvscn
01 Nisan 2021
Rap

dilarayvscn
31 Temmuz 2021
Blue Birthday Dizi Analizi

solsticelol
05 Eylül 2021